About Me
Sivas Katliami : 31.May.2008
2 Temmuz 1993 günü Sivas'ta fasist ve seriatçi güçlerin gerçeklestirdikleri katliam sonucunda 37 demokrat, yurtsever ve devrimci katledildiler. Sivas Katliami'nin üzerinden 15 yil geçmesine ragmen olayin gerçek failleri için hiçbir sey yapilmamistir. Bu da, Sivas Katliami'nin devletin bilgisi dahilinde gerçeklestirildiginin bir göstergesi olmaktadir. Ortaya çikan tüm veriler, katliamin çok önceden planlandigini ortaya koymaktadir. Son yillarda Sivas'da gerçeklestirilen Pir Sultan Ženlikleri' nin baslangiç gününün katliama sahne olmasi, gerici güçlerin hazirliklarini önceden yaptiklarini göstermektedir. Böylece devlet, fasist ve seriatçilarin katliam yapmalarini engelleyebilmek için gerekli "önlemleri" alabilecek zamana sahip oldugu ortadadir. Ancak bu yapilmamis, tersine katliam için gerekli kosullar saglanmistir.
Amaç bellidir:
Sivas'da Pir Sultan Ženlikleri, halkin demokratik kültür degerlerini gün isigina çikartan ve gelistiren bir etkinlik durumundadir.
Dolayisiyla devrimci, demokrat ve yurtsever kisiler tarafindan düzenlenmekte ve yürütülmektedir. Her türlü devrimci ya da demokratik hareketi yok etmeye yönelen devlet için, salt bu nitelikleri bile saldiriya ugramasi için yeterli olmaktadir. Oligarsik devlet Sivas'da devrimci bir gelismenin ortaya çikmasini engellemek amaciyla, Sivas'daki fasist ve seriatçi güçlerini harekete geçirmistir. Ve sonuç yakilan insanlar olmustur.
Ancak Sivas Katliami bunla sonlanmamistir. Devlet, bir yandan gelisen bir demokratik etkinligi yok etmekle kalmamis, ayni zamanda Alevi kitlesine bir gözdagi vermistir. Ancak katliam sonrasinda ortaya çikan gelismeler Alevi kitlesinin hareketlenmesini getirmis, ancak "Alevicilik" hesaplari yapanlar tarafindan pasifize edilmistir. Alevi kitlesinin sinifsal niteliginden kaynaklanan devrimci potansiyel, bunlar araciligiyla devlete kanalize edilmeye çalisilmistir. Bu kesimlerin Sivas Katliami üzerine düzenledikleri tüm faaliyetlerde bu durum açikca ortaya konulmustur. Bugüne kadar devrimci propagandaya açik bir kitle olusturan Aleviler, bu faaliyetlerde devrimcilerden uzaklastirilmaya çalisilmistir. Sivas Katliami'nin devrimci mücadeleye yönelik bir gözdagi, tehdit olma özelligi sürekli gözden uzak tutulmus, katliam siradanlastirilarak bir sünni-alevi çatismasina indirgenmistir.
Daha düne kadar devrimci ve ilerici bir mücadelenin bir simgesi haline gelmis "canlar", nasil dinsel bir ifadeye çevrildigini görmek sasirtici olmamistir. Devletin tüm amacida budur. Oligarsinin amacinin, kendi sinifindan kopmus bireyler ve topluluklar olusurmak ve bu yolla sinif mücadelesini frenlemek oldugu düsünüldügünde, katliamla amaçlarina dogru bir adim daha attiklari görülmektedir.
Sivas Katliami, devletin, en küçük bir devrimci ya da ilerici bir faaliyete karsi nasil bir tenkil politikasi izledigini açikca ortaya koymustur. Devrimciler bu gerçeði bir kez daha kitlelere anlatmak ve devrim güçlerinin saflarinda örgütlenmek gerektiðini kavratmak zorundadirlar. Bunu yaparken, sorunun yalýn bir dinsel mezhep sorunu olmadigi kesin olarak belirtilmeli ve dinsel görünüm kazandirma çabalariyla mücadele edilmelidir.
Sivas Katliami'nda yasamini yitiren 37 devrimci, demokrat ve yurtsever unutulmayacaktir. Onlarin anilari her zaman devrimci mücadelede yasayacaktir.  En güzel deniz gidilmemiş olandır, en güzel çocuk daha büyümedi, en güzel günlerim seninledir ve sana söylemek istediğim en güzel söz daha söylenmemiş olandır. Seni seviyorum: __________sssssss_______ssss_____ssss______sssssssssss _________ssssssssss______ssss_____ssss______sssssssssss _______ssss______sss_____ssss_____ssss______ssss_______ _______ssss______________ssss_____ssss______ssss_______ _______ssss______________sssssssssssss______ssssssss___ _______ssss______________sssssssssssss______ssssssss___ _______ssss______________ssss_____ssss______ssss_______ _______ssss______sss_____ssss_____ssss______ssss________ _________ssssssssss______ssss_____ssss______ssssssssssss ___________sssssss_______ssss_____ssss______ssssssssssss
|
Interests
Birer birer, biner biner ölürüz
Yana yana, döne döne geliriz
Biz dostu’da düşmanıda bilriz
Vurulup düşenler darda kalmasın
Çünkü isyan bayrağıdır böğrüme saplanan sancı
Çünkü harcımı öfkeyle, imanla karıyorum
Ve kederin
Ve solgun yüzlü işçilerin üzerine
Dağ başlarının hırçınlığı savruluyor benden
Çünkü beni ateşiyle dimdik tutan kin
Çünkü benim gözbebeklerimde tutuşan şafak
Miting afişleri cesur pankartlar
Ve binlerce militan
Derin denizlerin aydınlığı
Zorlu sabahlar
Gökyüzü ve lale
Sıkılmış bir yumruk gibi giriyoruz hayata
Çünkü ben sevdigim kızı
Yaşamak gibi halkım gibi sevdiğim kızı ki şiirini yazamayan
Ve türküsünü söyleyemeyen halkım gibi
Binlerce ve binlerce kurşunlanan halkım gibi
Zincire vurulan
Şavaşlara yollanan
Vergilere bağlanan halkım gibi
Felç olmuş yalnızlıklara bırakarak
Büyük acıların ve göz yaşlarının içine bırakarak
Şiirlerimin bir bıçak gibi ışıldadığı
Devrim türkülerini
Ve baş kaldırmayı öğreten dudaklarını
Bir kere olsun öpmeden
Bir kere olsun tutamadan kaygısızca
Serin bir yaz gecesi gibi ürperen ellerini
Hatta boynunu ve ayak bileklerini
Bilemeden , Bilemeden, Bilemeden
Vurdum yüreğimi şanlı kavgaya
Barışın ve özgürlügün dağlarına yürüyorum işte
Yiğitsen uslandır beni
Ey yasakların, kahpeliğin
Ve soygunların koruyucusu
Türkü çağıran kızlarımı sustur
Ve kahraman oğullarımı mezar kaza kaza kederli, kızgın
Tohum serpe serpe hünerli
Ve sömürüle sömürüle bomboş
Ve açlığın ve zulmün izlerini
Derin uçurumlarında taşıyan ellerimi
Naçaklara ve tırpanlara sarılan ellerimi
Mavzerlere sarılan ellerimi
Zincirlere vur gücün yeterse
Ama adına yaşamak dersen
Re-zil-ce
Çatlayan tomurcuğun
Doğan çocugunü çığlığını duymadan
Gül benizli sevgilinin
Titreyen gögüslerini öpmeden doyasıya
Korka korka, yana yana
Hergün biraz daha derinden
Hergün biraz daha kapkara duyarak ölümü
Aç ve arkasız
Köpekleşerek yaşamak dersen
Bu yürek
Çat diye çatlasın be
Kirsiz passız
Arı duru özümüz
Namussuza kanlı hançer sözümüz
Çok uzaktır dostlar bizim yolumuz
Durana yürüyene bin selam olsun.
Gel gelelim parlayan güneşi
Emekçi kalkların
Kahraman halkların güneşini
Şehvetle içine dolduran toprak
Şimdi sımsıcak şimdi ulaşılmaz
Şimdi olgun meyvalarla dolu
Bahar bahçelerini sarmaktadır dünyaya
Ve gülbenizli sevgilinin dudaklarında hayat
Bizi aşka ve kavgaya çağırmaktadır
Bıçak kemiğe dayandıgı
Ok yaydan fırladığı için degil
Bu bezirgan saltanatı
Bu zulüm bitsin diye
Ağaran günler için
Yeni bir dünya uğruna
Yüzlerinde cesaretin onuru
Ve imanlı gücü döğüşen dünyanın
Ve ölüme
Gülerek koşan genç savaşçıların
Albayrakları dalgalansın
Dalgalansın, dalgalansın
Kinle boğuşan yorgun yüregi
Aydınlansın diye anamın
Dişleri sökülmüş kederli ağzı
Ağlamaya hazır gözleri
Safrası, ve sonsuz dağları eriten sabrı
Merhameti
Yani bir bütün halinde insanlığımız
Yunsun arısın diye durgun pınarlarda
Alınterinin namusu kurtulsun diye
Kurtulsun diye sıcak somun
Acı soğan ve çiçekli basmalar
Ahdettik, vefaettik
Kelle koyduk
Ölen ölür dostlar
Düşmanlar heyy
Kalan sağlar...
Söz: Orhan Kotan
Müzik: Ahmet Kaya
"Ben yaşayabilmek için, kesin olarak bağımsız bir ulusun evladı kalmalıyım. Bu yüzden ulusal bağımsızlık bence bir hayat sorunudur."  : __________sssssss_______ssss_____ssss______sssssssssss _________ssssssssss______ssss_____ssss______sssssssssss _______ssss______sss_____ssss_____ssss______ssss_______ _______ssss______________ssss_____ssss______ssss_______ _______ssss______________sssssssssssss______ssssssss___ _______ssss______________sssssssssssss______ssssssss___ _______ssss______________ssss_____ssss______ssss_______ _______ssss______sss_____ssss_____ssss______ssss________ _________ssssssssss______ssss_____ssss______ssssssssssss ___________sssssss_______ssss_____ssss______ssssssssssss ````````````````````````````````````````````````` ```
`````````````````````````````FMLn`````````````````` `
```````````````````````````````FMLNFM```````````````
````````````````FMLn`````````````FMLNFM``````````````
``````````````FMLNFMLNFM```````````FMLNFM`````````` `
````````````FMLNFMLNFMLN`````````````FMLNFM````````
``````````FMLNFMLNFMLN````````````````FMLNFM```````
```````FMLNFMLNFMLNFML`````````````````FMLNFM``````
````````FMLNFMLNFMLNFMLN```````````````FMLNFM``````
``````````FMLNFM``FMLNFMLN``````````````FMLNFM`````
```````````JFM```````FMLNFMLN```````````FMLNFML`````
``````````````````````FMLNFMLN``````````FMLNFML````
````````````````````````FMLNFMLN```````FMLNFMLN````
``````````````````````````FMLNFMLN````FMLNFMLN`````
````````````````````````````FMLNFMLN`MLNFMLNF``````
````````FMLNFMLNF`````````````FMLNFMLNFMLNFM```````
````````FMLNFMLNFMLN```````````FMLNFMLNFMF`````````
``````FMLNFMLNFMLNFMLNFMLNFMLNFMLNFMLNFMLN````````
````FMLNFMLNFM```FMLNFMLNFMLNFMLNFMLNFMLNFMLN`````
``FMLNFMLN```````````FMLNFMLNFMLNFM``FMLNFMLNJF````
``FMLNFM````````````````````````````````FMLNFMLN```
``````````````````````````````````````````FMLNFM````
```````````````````````````````````````````JFMJF`````
|
Favorite Music
 Zamanın gündüze çaldığı bir şafak
İlkbaharı Sonbahara çevirdi 6 Mayıs
Dünyanın dönüşüyle ölüme aktı zaman
Güneş süsü verilmiş cellat
Bembeyaz karanlığı alıp götürdü canlar
Ve üç Deniz, üç Yusuf, üç Hüseyin
Üç yürek, üç can, üç sonsuz
Yürüdüler darağacına korkusuz
Adımları hapse girse de yargısız
Asılır mı bu üç yürek,
Asılır mı bu üç h sorgusuz
Denizlerin, Yusufların, Hüseyinlerin türküsüdür bu
Dalgalar, meydanlar ve dağlar söyler bu türküyü
Baldırandır yüreğimizdeki ey yoldaş
Gölgesiz ve kefensiz gidenlerin türküsüdür bu
Ağıtsız, ağlamaksız, halaylı, türkülü uğurlarız gidenlerimizi
Şimdi savurup bütün hüzünleri köhne bir zamana
Meydan okumak zahiri aynalara
İlkbaharda kanayan bir yaprak misali
Savrulmak özgürlüğe esen rüzgarla
Bir şarkı, bir şiir, bir ıslık
Ve bir rüzgar selamıyla gidenlerin
Denizlerin, Yusufların, Hüseyinlerin türküsüdür bu : __________sssssss_______ssss_____ssss______sssssssssss _________ssssssssss______ssss_____ssss______sssssssssss _______ssss______sss_____ssss_____ssss______ssss_______ _______ssss______________ssss_____ssss______ssss_______ _______ssss______________sssssssssssss______ssssssss___ _______ssss______________sssssssssssss______ssssssss___ _______ssss______________ssss_____ssss______ssss_______ _______ssss______sss_____ssss_____ssss______ssss________ _________ssssssssss______ssss_____ssss______ssssssssssss ___________sssssss_______ssss_____ssss______ssssssssssss
|
Favorite Movies
 : __________sssssss_______ssss_____ssss______sssssssssss _________ssssssssss______ssss_____ssss______sssssssssss _______ssss______sss_____ssss_____ssss______ssss_______ _______ssss______________ssss_____ssss______ssss_______ _______ssss______________sssssssssssss______ssssssss___ _______ssss______________sssssssssssss______ssssssss___ _______ssss______________ssss_____ssss______ssss_______ _______ssss______sss_____ssss_____ssss______ssss________ _________ssssssssss______ssss_____ssss______ssssssssssss ___________sssssss_______ssss_____ssss______ssssssssssss
|
Favorite TV Shows
ÖLüm nereden ve nasiL geLirse geLsin,
Savas sLoganLarimiz kuLaktan kuLaga yayiLacaksa
ve siLahLarimiz eLden eLe gececekse
ve baskaLari mitraLyöz sesLeriyLe,
savas ve zafer naraLariyLa
cenazeLerimize ağit yakacakLarsa
ÖLüm Hos geLdi, Safa geLdi !  : __________sssssss_______ssss_____ssss______sssssssssss _________ssssssssss______ssss_____ssss______sssssssssss _______ssss______sss_____ssss_____ssss______ssss_______ _______ssss______________ssss_____ssss______ssss_______ _______ssss______________sssssssssssss______ssssssss___ _______ssss______________sssssssssssss______ssssssss___ _______ssss______________ssss_____ssss______ssss_______ _______ssss______sss_____ssss_____ssss______ssss________ _________ssssssssss______ssss_____ssss______ssssssssssss ___________sssssss_______ssss_____ssss______ssssssssssss
|
Favorite Books
ser verip sır vermeyen yigit şu çılgın türkler -------------------------------------------------------------------------------- 1/7/2007 - Ne çok tahrik oluyorsunuz?,2 Temmuz 1993 Sivas olayları Kategori: Tarih Sivas... Yıl 1993, günlerden 2 Temmuz... O gün, tıpkı Gabriel Garcia Marquez´in "Kırmızı Pazartesi" isimli romanında olduğu gibi hemen herkesin bildiği, adım adım gelişen bir cinayet işlendi Sivas... Yıl 1993, günlerden 2 Temmuz... O gün, tıpkı Gabriel Garcia Marquez'in "Kırmızı Pazartesi" isimli romanında olduğu gibi hemen herkesin bildiği, adım adım gelişen bir cinayet işlendi. Fütursuzca, korkusuzca sokakları dolduran karakalabalıklar, sonunda amaçlarına ulaştılar: Cehennem Ateşi'ni yaktılar.
Katliamdan iki gün önce Sivas'ta dağıtılan "Müslüman Kamuoyuna" başlıklı bildiri, olayın nasıl tezgâhlandığını açıkça göstermekte:
"Aydınlık gazetesi denilen bir paçavrada, mel'un Rüşdi'nin figüranlığına soyunan, dünya emperyalizminin gönüllü uşağı Aziz Nesin, aynı şekilde, Kur'an'ın korunmuşluğuna dil uzatmış, Hazret-i Peygamber (S.A.V.)'in aile hayatını (hâşâ) bir genelev ortamına benzetmiş ve ümmetin anaları olan hanımlarına (hâşâ) fahişe deme cür'etinde bulunmuştur. (...) "Salman Rüşdi köpeği Müslümanlar'ın çok az olduğu kâfir bir ülkede korkudan sokağa çıkmaya bile cesaret edemezken, onun yerli uşağı Aziz Nesin köpeği, yanında kendisiyle beraber bir ekiple birlikte, şehrimiz Valisi tarafından davet edilip, şehirde adeta Müslümanlar'la alay edercesine gezebilmek-tedir. (...) Kâfirler şunu iyi bilmeli ki:
İslâmın Peygamberi'ni ve kitab'ın izzetini korumak için, bu uğurda verilecek canlarımız vardır. Gün, Müslümanlığımızın gereğini yerine getirme günüdür."
"CEHENNEM ATEŞİ BU..."
2 Temmuz'da Aziz Nesin'in de aralarında bulunduğu çok sayıda yazar ve sanatçı, Pir Sultan Abdal Şenlikleri için Sivas'ta toplanırlar. Yukarıdaki ve buna benzer diğer bildirilerle "Cihaf'a çağrılan karakalabalıklar, "Müslümanlıklarının gereğini yerine getirmek için" Cuma namazının ardından sokakları doldururlar. Saat 13.30'da küçük bir grubun yürüyüşüyle başlayan olaylar, Hükümet Konağı'nın taşlanması, Kitap Fuarı'nın yerle bir edilmesi ve Atatürk heykeli ile Pir Sultan Abdal heykelinin tahrip edilmesiyle büyür. Katiller, şenliğe katılan konukların kaldığı Madımak Oteli'nin önüne geldiklerinde sayıları on bini geçmektedir. Saat 19.30 sıralarında otel, "Cehennem ateşi bu..." sloganları arasında ateşe verilir. Otelde bulunanların bir kısmı arka kapıdan kaçmayı başardıysa da içerideki 33 aydın ve otel görevlisi 2 kişi yaşamını yitirdi. Otelin dışındaki kalabalıktan da 2 kişi açılan ateş sonucu öldü...
Saatler öncesinden başlayan olayları önlemek adına yapılanlar yetersiz kalmış, katliam sonrası sorumlu hemen herkes birbirini suçlamıştı. Aziz Nesin'i bahane ederek bu topraklarda işlenmiş en büyük toplu kıyımı, katliamı gerçekleştirenleri seyredenlerin demeçleri ise tarihe ibret belgesi olarak geçecekti.
"TÜRKİYE HİÇ İRAN, CEZAYİR OLUR MU?"
Hatırlayalım... Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı, Doğru Yol Partisi (DYP) Başkanı Tansu Çiller Başbakan, Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) Başkanı Erdal İnönü Başbakan Yardımcısı...
İşte, katliamın ardından söylenenler... Başbakan Tansu Çiller, 3 Temmuz günü şöyle demekteydi: "Çok şükür, otel dışındaki halkımız bu yangından zarar görmemiştir!.. Halktan kimsenin burnu kanamamıştır ve ölenler de çıkan yangından boğularak ölmüşlerdir. Olayı bu kadar büyütmek yanlış, bir futbol maçında da bu kadar insan ölebilirdi."
Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü ise 4 Temmuz'da verdiği şu demeçle sorumluları açıklamıştı: "Olaylara geç müdahale edilmesinde Cumhurbaşkanı Demirel, Başbakan Çiller ve Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş'in de benim kadar sorumluluğu var..."
Katliamı "Aziz Nesin"in "tahriklerine" bağlayarak açıklayanlar; yani hükümet ve utanmazca yalan yayın yapan basın, katliamı "anlaşılır" kılmak için elinden gelen bütün çabayı gösterirler. Ancak ne yaparlarsa yapsınlar hâlâ "mızrak çuvala sığmamaktadır". Bu bir katliamdır. Öncelikle bu katliamı yapanları lanetlemeyip, "ama"h, "fakaflı açıklamalar, yorumlar getirenlerin maskesi tarih karşısında düşmüştür. Çünkü, katilleri savunmanın aması, fakatı olamaz!...
Katliamı gerçekleştirenlerden bir grup yakalanır, yargılanır ve çeşitli cezalara çarptırılır. Ya katliamı seyredenler, yıllardır bu ve bunun gibi katliamlara ortam hazırlayanlar... Onlar hâlâ aramızdalar.
Aziz Nesin, 2 Temmuz 1994'de, Express dergisindeki söyleşisinde şöyle diyordu:
"Aydınlarımız ah-vah edebiyatı yaparak sokaklarda 'Türkiye İran olmayacak' sloganları attılar. Türkiye hiç İran, Cezayir olur mu? Türkiye, Türkiye olur, gerici bir Türkiye olur. İşin kaynağına inmek lâzım. Aydınlarımız katliama katılanların cezalandırılmasını istiyor sadece. Onlar cezalandırılırsa Türkiye kurtulacak mı? Asıl tepki gösterilecek olan yıllardan beri izlenen politikalar ve politikacılardır. Bizler düşünen bir toplum değiliz, o nedenle eğer bir çıkış yolu aranacaksa düşünmeyi öğrenmeli ve duyarlı olmalıyız. Ancak ne yazık ki şu ana kadar iyiye ve güzele yönelik hiçbir gelişme yok. Tüm bunlar ülkemizde daha onlarca Sivas, onlarca Ma-raş olayı yaşanacağının göstergesidir."
16 Şubat 1969'da Taksim Meydanı'nda... 7 Temmuz 1969'da Kayseri'de...
24 Temmuz 1969'da Konya'da...
1 Mayıs 1977'de yine Taksim Meydanı'nda... 16 Mart 1978'de Beyazıt Meydanı'nda...
3 Eylül 1978'de Sivas'ta...
25 aralık 1979'da Kahramanmaraş'ta...
4 Temmuz 1980'de Çorum'da...
2 Temmuz 1993'te Sivas'ta...
12 Mart 1995'te Gazi Mahallesi'nde...
Liste uzayıp gidiyor. Bütün bu "olay"ların gerçek failleri, yönlendiricileri hâlâ meçhul!..
Bütün bu "olay"ların hemen hepsi için "sorumluların" yaptıkları açıklamalarda ortak bir neden göze çarpmakta: Tahrik... Şimdi, bu katliamları gerçekleştirenlere soruyoruz: Ne çok tahrik oluyorsunuz?..
Böyle buyurdu necip köşe yazarları
Aziz Nesin'in bir süreden beri yaptığı konuşmaların büyük çoğunluğumuzca hoş karşılanmadığı muhakkak.
Altan Öymen / Milliyet, 4 Temmuz 1993.
Önce, Aziz Nesin'e "artık dur" demek gerekiyor. Yalçın Doğan / Milliyet, 4 Temmuz 1993.
Olayların tetiği Aziz Nesin'in provokasyonu ile çekiliyor ve başka provokatörlerin de olayların içine girmesi ve devletin acziyle beslenerek, Madımak Oteli'nin kundaklanmasına ve 35 kişinin yanarak ve boğularak can vermesine işler varıyor...
Cengiz Çandar / Sabah, 4 Temmuz 1993.
Komik hikâyelere imza atan yazar Aziz Nesin, bu defa izleri uzun yıllar kalacak bir trajedinin kahramanı oldu. Sivas'ta ilk elde 35 kişinin ölümü, çok sayıda kişinin de yaralanmasıyla sonuçlanan arbede, onun merkezinde bulunduğu yoğun tahriklerle meydana geldi.
Fehmi Koru / Zaman, 4 Temmuz 1993.
Sivas'ta Aziz Nesin'i (o istediği kadar inkar etsin) Allah korumuş... Büyükgeçmiş olsun. Başına bir kaza gelseydi, yer yerinden oynardı. Biliyoruz. Ama şimdi, ölen 35 vatandaşımız için kimsenin tırnağı bile oynamayacak. Onu da biliyoruz...
Rauf Tamer / Hürriyet, 4 Temmuz 1993.
'Düşünce hürriyeti' etiketi altında gereksiz tahrikler yapan, en gelişmiş demokrasilerde bile provokasyon olarak kabul edilebilecek davranışlarda bulunan kimseler, Sivas'ta ortaya çıkan bu sonucu dikkatli bir şekilde değerlendirmek zorundadır. "Şeriat ayaklandı" deyip işin içinden çıkmak isteyenler, olaylar sırasında çekilen jötoğrajları dikkatle incelenmelidirler. O jbtoğraflarda neden yeşil bayrak değil de Türk bayrağı taşındığının ciddi bir tahlilini yapmalıdırlar.
Ertuğrul Özkök / Hürriyet, 4 Temmuz 1993.
Halkta bir hazırlanmışlık olmasa, Aziz Nesin'in Pir Sultan Abdal şenliklerinde söylediği birkaç münasebetsiz cümle bu kadar tepkiye yol açmazdı. Nihayet, "Beyin damarlarının kireçlendiği" izlenimi veren, öte yandan da bir "hırs-ı piri" ile yanıp tutuşan birinin hezeyanları olarak değerlendirilir biterdi.
Oktay Ekşi / Hürriyet, 4 Temmuz 1993.
Express Hajtalık gazete, 2 Temmuz 1994, Sayı: 23.
Yorum yaz!
<<ã nceki="nceki" sayfa="Sayfa" sonraki="Sonraki">> Ana Sayfa'ya Git Profilim Arşiv-Aradığınız Burada Olabilir -------------------------------------------------------------------------------- IP Numaranız IP adresi : 78.191.63.96 -------------------------------------------------------------------------------- Unutmadık Unutmayacağız -------------------------------------------------------------------------------- Kategoriler Alevi Muzikleri-Ozgun Muzikler Alevilik Hz imam Ali Tarih videolar -------------------------------------------------------------------------------- Son Eklenen 25 İçerik 3 Kelime İle Hz. Şah-i Merdan -Zülfikar Peygamber Diliyle - Hz. Ali Kimdir ? Hz. Peygamberin Hz. Ali'ye Öğütleri Özlem Özdil-Dinle Sözüm Türküsü Dinle-Video Klip izle Hz. Ali'den Seçme Sözler-Özlü Ve Güzel Sözler ! Gaziantep Semah Ekibi-Alevicanlar Semah Videoları izle Seyret Madımak Müze Olcak ! Alevi Canlar Aşık Gülabi-Medet Ya Allah Ya Muhammed Ya Ali Video KLip izle Dinle Alevi Canlar - Semah Video izle-Seyret Semah-Dertli Divanı Sabahat Akkiraz & Mercan Dede - Kerbela Ağıdı Avuçlarımda bir top yangın gezdiriyorum Ne çok tahrik oluyorsunuz?,2 Temmuz 1993 Sivas olayları 2 Temmuz 1993 Sivas Olayları Türküler Sevdamız/Ates-i Aşkına Güler Duman & özlem özdil - Yollarina karmi yagdi Hakan Yeşilyurt'un yeni albümü Sen Aşksın çıktı. Semah Video,Alevicanlar.blogcu.com,Alevilik Alevi Sitesi,Kerbela Şah Hüseyin Video,Alevilik,Alevicanlar,KERBELA - SAH HÜSEYiN - (Metin Karatas - Kerbela) Semah Video,Alevi Sitesi,Alevilik,Semah Video Burada,Alevicanların buluşma noktası Aleviliği ihmal ettik HZ. ALİ'DEN SEÇMELER Alevi İnancının Önemli Günleri 2007 ,2007 YILI ÖNEMLİ GÜN VE HAFTALAR Hızır Orucu Hıdrellez Mihman Hızır’dır -------------------------------------------------------------------------------- -------------------------------------------------------------------------------- -------------------------------------------------------------------------------- zirve100.comã>
|
Favorite Quote
 Favori Sözü
BİR DEVRİM ŞARKISIYSA O BAKIŞ; ERNESTO'YA BİN SELAMDIR MÜEBBETİM
___________sssssss_______ssss_____ssss______sssssssssss
_________ssssssssss______ssss_____ssss______sssssssssss
_______ssss______sss_____ssss_____ssss______ssss_______
_______ssss______________ssss_____ssss______ssss_______
_______ssss______________sssssssssssss______ssssssss___
_______ssss______________sssssssssssss______ssssssss___
_______ssss______________ssss_____ssss______ssss_______
_______ssss______sss_____ssss_____ssss______ssss________
_________ssssssssss______ssss_____ssss______ssssssssssss
___________sssssss_______ssss_____ssss______ssssssssssss
|
Journal
İnsanlar tanıdım yıldızlar gibiydiler. Hepsi de gökyüzündeydi. Ama ben güneşi yani seni şeçtim senin için bin yıldızdan vazgeçtim
|
Mi Browser Del Amigo/ My Friend Browser
|
|
|